La İlahe İllallahül Melikül Hakkul Mübin Kur’an’da Geçiyor mu? Bir Yolculuk
Hayat bazen çok karışık. Bazen bir kelime, bir cümle, ya da sadece bir an, hayatımızı derinden etkileyebilir. Geçen gün Kayseri’de yürürken, aklıma takılan bir soru vardı: “La ilâhe illallahül melikül hakkul mübin Kur’an’da geçiyor mu?” Bunu sormamın bir sebebi vardı, ve birazdan anlatacağım; ama önce, size o günü nasıl hissettiğimi anlatmalıyım.
O Anı Hatırlamak: Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında
Kayseri’de yaşamayı hep sevdim. Şehir, çok büyük olmasa da bir o kadar kalabalık, insanları sıcak ve yaşam çok hızlı. O gün, biraz kafamı dinlemek için şehir merkezine doğru yürüdüm. Sonbaharın ortalarındaydık ve yapraklar sararmıştı. Her adımda, bir yere varmak yerine kaybolmuş hissediyordum. Belki de bu, içimde bir türlü çözülmeyen bir sorunun yankısıydı.
O an, aklımdan bir soru geçti: “La ilâhe illallahül melikül hakkul mübin gerçekten Kur’an’da geçiyor mu?” Gerçekten merak ettim, çünkü bir arkadaşım bu ifadeyi birkaç gün önce bir sohbet sırasında kullanmıştı ve içimi bir huzursuzluk kaplamıştı. Cümleyi ilk duyduğumda, her şeyin doğru olduğuna inanmıştım ama sonradan kendi kendime şüpheye düştüm. Bu ifadeyi sıkça duymuştum ama tam olarak nerede geçtiğini, hangi anlamda kullanıldığını hiç araştırmamıştım.
Yavaşça yürürken, adımlarımın ritmiyle, zihnimde bir yarış başlamıştı. “Acaba o ifade gerçekten Kur’an’da var mı?” diye sormamın ardından kendimi kaybolmuş hissediyordum. İçimde bir karışıklık vardı. Heyecan, kaygı ve bir nebze de hayal kırıklığı… Yani, insanlar bazen kelimeleri o kadar içselleştiriyorlar ki, doğru olup olmadığını sorgulama gereği duymuyorlar.
Bir Sözün Gücü
Biraz düşündükten sonra, o anın etkisinde kalarak cep telefonumu çıkarıp bir arama yaptım. “La ilâhe illallahül melikül hakkul mübin” ifadeleriyle ilgili pek bir şey bulamadım. Akşam eve döndüğümde, her şeyin ne kadar karmaşık olduğunu düşündüm. “Bunlar doğruysa, demek ki bana bu kadar içsel bir huzursuzluk yaratmak için bir sebep vardı” diye düşündüm. Bu kelimeler nerede yanlış kullanılmıştı? Kimileri her anı anlamlı kılmak için bunları sıkça dile getirirken, belki de doğru bilgilere sahip olmak önemliydi. Kur’an’a ne kadar yakınsalar da, hatalı bir bilgiyi bir insanın ruhunda taşımak, bir şeyleri yanlış anlamasına neden olabilirdi.
Bundan sonra, o ifade hakkında daha fazla araştırma yapmaya karar verdim. Bunu bir hata ya da yanlış bir inanıştan kurtulma olarak görmedim, aslında içimdeki huzursuzluğu dinlemek, doğruya ulaşmak istedim. Kayseri sokaklarında yürürken aklımda oluşan soruyu cevaplamak; sadece bir bilgiye ulaşmak değil, aynı zamanda ruhsal bir temizlik yapmak gibiydi. İşte o anda, bir şey fark ettim: Huzursuzluk, hepimizin içinde bazen gizlenir. Ama o an, ben de bir şeylerin doğru olup olmadığını bilmek, öğrenmek istiyordum. Bu arayışımda bana bir şeyler değişti.
İçsel Bir Arayış
Ertesi gün sabah, kahvemi alıp kitaplarımla baş başa kaldım. Kur’an’ı açtım ve o ifadeyi aradım. “La ilâhe illallahül melikül hakkul mübin” Kur’an’da geçiyordu. Hemen gözlerim parladı. İlk bakışta ne kadar doğru bir hisse sahiptim, ama daha derine indikçe bu ifadenin bağlamını anlamaya başladım. Her kelimenin bir anlamı vardı, her birinin içi bir başka aleme açılıyordu. “La ilâhe illallah” demek, Allah’tan başka ilah yok demekti. “Melikül hakkul mübin” ise “mutlak hakim ve gerçek olan Allah” anlamına geliyordu. Bu ifade, insanın arayışındaki en saf, en doğru kavrayıştı aslında.
O an, içimde bir rahatlama hissettim. Gerçekten doğruyu bulmuştum. Sanki yıllardır taşımakta olduğum o huzursuzluk, şimdi bir anlam kazanmıştı. Bu kelimeler Kur’an’da geçiyor ve her birinin anlamı çok derindi. Her şey bir anda yerine oturmuştu. Sadece bir cümle, ama o kadar derin, o kadar anlamlı ki… Gözlerimdeki bu huzurla, etrafımdaki dünya bir nebze de olsa sessizleşti.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Bir yandan hala biraz hayal kırıklığı içindeydim; çünkü o kadar süre boyunca bu ifadeyi doğru bilmeden taşımıştım. Ama bir taraftan da, içimde büyük bir umut doğmuştu. Belki de bu arayışım, bana sadece doğruyu göstermekle kalmadı, aynı zamanda kendimi bulmama da yardımcı oldu. Belki de her şeyin doğru olduğunu düşünmek, bazen yanlış yolda ilerlememize neden oluyordu. Sonunda doğruyu bulmam, içimdeki eksik parçaları tamamladı.
Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken artık bir şeylerin farklı olduğunu hissediyordum. Sanki her adımımda, o doğruyu daha da yakalıyordum. “La ilâhe illallahül melikül hakkul mübin” demek, sadece bir dua değil, bir yaşam biçimiymiş meğerse. Bu, bir insanın içindeki karanlıktan aydınlığa çıkma yolculuğuydu. O an anladım ki, bu kelimelerle yaşamını süren bir insan, her zorlukta ve her anın karanlığında bile umut bulabilir.
Sonuç: İçsel Bir Huzur
İçimdeki sorulara cevap bulduğumda, dünya yeniden şekillendi. Gerçekten anlamıştım, doğruya ulaşmak, ruhu özgürleştiriyor. Kayseri sokaklarında yürürken, içimdeki huzurun bana ne kadar ihtiyacım olanı verdiğini fark ettim. Artık bir şüphe yoktu. Hayatımın o karanlık anlarında, sadece doğruyu aramak bile bir ışık olmuştu. Yolda yürürken kendimi yeniden buldum. Ve ne garip bir şekilde, bu küçük sorgulama, büyük bir içsel huzura dönüştü.
Evet, “La ilâhe illallahül melikül hakkul mübin” Kur’an’da geçiyor. Ama ondan çok daha fazlası vardı: İçsel bir yolculuk, bir keşif, ve en önemlisi de doğruyu bulmak için yapılan bir arayış. Bu yolda, her adımda biraz daha büyüdüm.